Connect with us

Genel

Yerli redüktör devi yurt dışında da büyüyor : 6 ülkeye daha montaj merkezi açacak

Yayın Tarihi

on

Artan üretim kapasitesini 2021 yılında hayata geçirdiği; yeni makine, işleme merkezi, ikinci bir test odasının çalışmaları ve ölçüm laboratuvarını güçlendirme yatırımlarıyla destekleyen redüktör devi İ-Mak, yurt dışındaki büyümesini hızlandırdı. 5 yıllık stratejileri kapsamında küresel ölçekte büyümeye odaklanan İ-Mak, halihazırda 4 ülkede var olan montaj fabrikalarını 10 ülkeye çıkarmayı hedefliyor. Sabit bir şekilde 50 ülkeye ihracat gerçekleştiren İ-Mak Redüktör, 2021 yılında satışlarındaki ihracat payını %40’a çıkardı. Firmanın 2022 hedefi %50 ihracat.

1.000.000’dan fazla ürün çeşitliliğiyle küresel ölçekte piyasadaki en geniş ürün yelpazesine sahip İ-Mak Redüktör, güçlü bayi ağıyla dünyanın pek çok bölgesinden çok farklı sektörlere ürün satışı gerçekleştiriyor. Ürünlerinin esnekliğiyle; Hindistan, Kenya, Tanzanya gibi ülkelerdeki çay üreticilerinden Polonya’daki tuz madenlerine, Güney Afrika’daki altın ve elmas madenlerinden Güney Amerika’daki bakır madenlerine ve hatta Amerika’daki petrol rafineleri kadar pek çok sektörde ve dünyanın hemen hemen her yerinde yer alan İ-Mak, bu yıl içerisinde enerji sektörüne de girmeye hazırlanıyor. Her yıl ürün yelpazesini daha da geliştirerek piyasa yeni çözümler sunan firma, özellikle rüzgar enerjisinde yeni yatırımlar gerçekleştiriyor. İ-Mak Redüktör Genel Müdür Yardımcısı Salim Haffar ile gerçekleştirdiğimiz röportajda, redüktör devi firmanın faaliyetleri ve hayata geçirdikleri birçok yatırımın detaylarını sizlerle paylaşıyoruz.

Tecrübesi yarım asra dayanan İ-Mak’ın faaliyetleri hakkında bilgi verebilir misiniz?

1.000.000’dan fazla ürün çeşitliliğine sahip İ-Mak Redüktör olarak, 2023 yılında kuruluşumuzun 50. yılına gireceğiz. Firmamızın 1973 yılından beri sürekli gelişen vizyonu, toplam kalite anlayışından taviz vermeksizin sürdürdüğü faaliyetleriyle ulaştığımız bu konumu, daha da güçlendirmek istiyoruz.

Küresel ölçekte piyasadaki en geniş ürün yelpazelerinden birine sahip olduğumuzu söyleyebiliriz. Bu ürünleri tamamen kendi fabrikalarımızda ürettiğimiz için ürün geliştirme ve modifikasyon konusunda çok büyük avantaja sahibiz ve piyasaya ciddi bir esneklik sunuyoruz. İ-Mak olarak Ar-Ge departmanımızla var olan ürünlerimizi sürekli olarak geliştirmeye çalışıyoruz. Geçen yıl pazara 3 yeni gövde seçeneği sunduk, bu yıl 4 tane yeni gövde seçeneği sunmayı planlıyoruz.

Ar-Ge çalışmalarımızla sadece yeni ürünler değil, İ-Mak kalitesinin sürekliliğini de sağlıyoruz. 

50’den fazla ülkeye ihracat yapan yerli bir marka olarak bugüne kadar yaptığımız satışları artırmak, yurt dışında faaliyet yürüttüğümüz ülkelerdeki konumumuzu daha da güçlendirmek istiyoruz. Bunun için yurt dışında marka bilinirliğimizi artırmak için çalışıyoruz. Yurt dışı müşterilerimizle yakın temasta olmak için distribütörlerimize çok ciddi eğitimler veriyoruz. Bu eğitimleri sektördeki kalite standartlarını artırmak adına kurmuş olduğumuz İ-Mak Akademi kapsamında veriyoruz. Eğitimlerimizde distribütör ve müşterilerimize ürün, sektör, teknik detay gibi eğitimler sağlıyoruz. Eğitimlerle ürünler ve uygulama alanları hakkında geniş bilgiye sahip olan distribütörler; kendi kültürel farklılıklarını kullanarak müşteriye en iyi çözümleri sunmaya devam ediyor. 

Şu an yurt dışında 50 farklı ülkede distribütörümüz; Güney Amerika, İspanya, Rusya, Güney Afrika gibi 4 farklı merkez ülkede de montaj fabrikalarımız var. Bu partnerlerimizin her biriyle farklı stratejiler belirliyor ve bu doğrultuda çalışıyoruz. İ-Mak kalitesini her yerde aynı seviyede tutmak için bayilere gönderilen eğitimcilerimizle oradaki çalışanlara da eğitimler veriyoruz. 

İ-Mak olarak pandemi etkilerinin sürdüğü 2021 yılını nasıl geçirdiniz?

2021 yılında yaşanan çok zor şartlara rağmen iyi bir yılı geride bıraktık. Gücümüzün 49 yıllık köklü temellere dayanması zorlu şartlardan etkilenmememizi sağladı. Yıllara göre stratejilerimizi çok önceden planladığımız ve buna göre hareket ettiğimiz için önümüzü rahat bir şekilde görebiliyoruz. İ-Mak olarak, piyasada var olan genel stres ve risklere rağmen yatırımlarımıza, çalışmalarımıza ve büyümemize devam ettik. 2021 yılında satışlarımızın içindeki ihracat payını %40’a çıkardık. 2022’de de bu rakamı %50’ye çıkarmayı hedefliyoruz. Ar-Ge çalışmalarımızla çeşitli gruplarda yeni ürünler piyasaya sunduk. 

2021 yılında hayata geçirdiğiniz yatırımlar hakkında bilgi verebilir misiniz?

Firma olarak 2021 yılında çok ciddi yatırımlar gerçekleştirdik. Artan üretim kapasitemizi desteklemek için var olan ölçüm laboratuvarımızı güçlendirdik ve yeni bir Klingelnberg ölçme cihazı aldık. Bunun yanında üretim hattımızı Liebherr marka dişli açma ve taşlama tezgahı ile güçlendirdik. Artan iş hacmimizi yeni işleme merkezleri devreye alarak güçlendirdiğimiz 2021 yılında, firma bünyesinde 2. bir test odasının çalışmalarına başladık.

Birçok yatırım yapan İ-Mak’ın gelecek hedeflerinden bahsedebilir misiniz? Uluslararası stratejiniz nedir? 

İ-Mak Redüktör olarak gelecek için 5 yıllık stratejiler belirliyoruz. 5 sene içerisinde 4 ülkede var olan montaj fabrikalarımızın sayısını da 10 ülkeye çıkarmayı hedefliyoruz. Firma olarak sabit bir şekilde 50 ülkeye satış gerçekleştiriyoruz. Bizim müşterilerimizi sadece Avrupa ya da Orta Doğu gibi bölgesel değil, tüm dünyayı kapsayacak çeşitli pazarlar oluşturuyor. Bizim şu an ilk 10 müşterimizi Avrupa, Güney Amerika, Afrika, Amerika, Hindistan gibi çok çeşitli pazarlar oluşturuyor. Şu an ana hedeflerimiz arasında Güney Amerika yer alıyor. Bu konuda çeşitli çalışmalara başladık. Kolombiya, Peru, Ekvator, Şili gibi ülkelerde bayi anlaşmaları yaparak ilk siparişleri gönderdik. Hızlı büyümemizi genişlettiğimiz pazarlar ile destekliyoruz. 2022 yılında Güney Amerika’da bulunan bu 4 ülkeden birinde montaj fabrikası açacağız. 

2022 yılı özelindeki hedefleriniz neler?

İ-Mak olarak 2022 yılında pandemiyle birlikte herkes için zorlaşan saha çalışmalarını son sürat hızlandırarak, uluslararası temaslarımızı güçlendireceğiz. 2021’de pandemi olmasına rağmen farklı farklı ülkelerden 10 tane fuara katılmıştık; 2022 yılında bu sayıyı 20’ye çıkararak saha çalışmalarımızı artıracağız. 

Satışlarımızın içindeki %40 olan ihracat payını bu yıl %50’ye çıkarmayı hedefliyoruz. Bu yıl içerisinde Güney Amerika’da montaj fabrikasını devreye alarak şu anki sayısı 4 olan montaj fabrikalarımızı 5’e çıkarmayı planlıyoruz. Bu yıl enerji sektörüne giriyoruz, özellikle rüzgar enerjisinde yeni çalışmalara odaklandık ve yatırımlar gerçekleştiriyoruz. 1 milyon olan ürün çeşitliliğimizi artırmaya, yeni ürünler çıkarmaya devam ediyoruz. 

En önemlisi insan kaynağımıza olan yatırımlarımıza devam ediyoruz. Çok uluslu çalışan yapımız var ve bunu desteklemek için çeşitli çalışmalar yürütüyoruz. Uzun süredir devam ettiğimiz bir proje var. Her yıl 10 farklı ülkeden üniversiteyle anlaşmalar yaparak stajyer alımı gerçekleştiriyoruz ve kurduğumuz çok uluslu çalışan yapımızı destekliyoruz. Bunu daha da güçlendireceğiz. Şu an için Ar-Ge, üretim ve satışta 10 tane beyaz yaka çalışan işe alacağız. 

Rüzgar enerjisinde yeni çalışmalardan söz ettiniz. İ-Mak Redüktör’ün öne çıktığı uygulama alanları nelerdir?

İ-Mak olarak yarım asra dayanan tecrübemizle tarım ve ormancılık, gaz ve petrol, su arıtma, maden, çelik, gıda-içecek, çimento ve daha birçok sektörel uygulama alanlarına çözümler sunuyoruz. Örneğin, sahada uzun sürelerden bu yana yer aldığımız için yerel üreticilerle birlikte edindiğimiz çay tecrübemizi dünyaya sunuyoruz. Şu anda Hindistan, Kenya, Tanzanya gibi ülkelerdeki çay üreticilerine özel redüktör satışı yapıyor, mühendislik hizmeti veriyoruz. 

Senelerden bu yana bilgi sahibi olduğumuz sektörlerin başında maden sektörü geliyor. Şu an maden sektöründe 5 farklı kıtada hizmet veriyoruz. Polonya’daki tuz madenlerinden Güney Afrika’daki altın ve elmas madenlerine, Şili ve Peru’da yer alan Güney Amerika’daki bakır madenlerinden, Amerika’daki taş ocaklarına kadar dünyanın hemen hemen her yerinde maden sektörünün içerisindeyiz. Bu alanda çok ciddi çalışmalar yürütüyoruz ve ciddi projeler almaya devam ediyoruz. 

Bu da İ-Mak ürünlerinin esnekliğini, her sektöre ne kadar uygun çözümler sunduğunu gösteriyor. Ağır, tozlu ve zor şartlarda çalışan redüktörler de üretiyoruz, çok temiz olması gereken, hassas olması gereken çay fabrikaları için de redüktör üretiyoruz. Geniş anlamda sunduğumuz bu çözümler de ürünlerimizin her ortama uygunluğunu gösteriyor. 

Geleceğe ve teknolojiye önem veren bir firma olan İ-Mak’ın dijital yatırımlarından söz edebilir misiniz?

İ-Mak Redüktör olarak çok ciddi teknolojik altyapımız var. Firmamızın ürün seçim konfigüratörü 2 yıldan bu yana müşterilerimizin hizmetinde. 6 dil desteği bulunan konfigüratör ile müşterilerimiz ister 3D boyutlu isterse teknik aramalar yapabiliyor. Aynı zamanda kullanıcı dostu web sitemizi sürekli geliştiriyoruz. Ziyaretçiler web sitemizde birkaç tıklamayla her türlü bilgiye ulaşabiliyor. Şu an sosyal ağlarda çok güçlü bir yapımız var. Linkedin, Instagram, Youtube gibi platformlarda dünya genelinde geniş kitlelerden çok sayıda aktif takipçimiz var. Özellikle Linkedin’de çok aktifiz ve bizim gibi aktif bir kitleye sahibiz.

Türkiye endüstrisine, alana özel, spesifik yayınlar üreten MONETA Tanıtım’ın sektörel dergilerinin editörlüğünü yapmaktayım. Yeni nesil, dinamik yayıncılık anlayışıyla, dijital ve basılı mecralarda içerik geliştirmek için çalışmaktayız.

Genel

Siemens Türkiye Gebze Elektrifikasyon ve Otomasyon Fabrikası’nın üretim kapasitesi %60 arttı

Yayın Tarihi

on

Siemens Türkiye Gebze Elektrifikasyon ve Otomasyon Fabrikası

Gelecek için bugünü dönüştüren Siemens Türkiye önemli bir projeyi daha hayata geçirdi. Şirket, 2 yıl süren çalışmaların ardından Siemens Gebze Elektrifikasyon ve Otomasyon Fabrikası’nın üretim kapasitesini %60 oranında artırarak büyük bir başarıya imza attı.

Siemens Türkiye, 167 yıllık tecrübesiyle yenilikçi, verimli, enerji tasarruflu çözümler sunmaya ve gelecek için bugünün dönüşümüne hız kazandırmaya devam ediyor. Siemens Türkiye, 80’den fazla ülkeye ihracat yapan 150 bin metrekarelik alana sahip Siemens Gebze Elektrifikasyon ve Otomasyon Fabrikası’nda 2 yılı aşkın süredir sürdürdüğü çalışmalar sonucunda süreç iyileştirmeleri ve layout tasarım değişimi ile herhangi bir ek metrekareye ihtiyaç duymadan üretim kapasitesini %60 oranında yukarı taşıyarak büyük bir başarıya imza attı. Proje kapsamında gerçekleştirilen çalışmalar sonucunda Siemens Gebze Elektrifikasyon ve Otomasyon Fabrikası’nda lojistik faaliyetleri %70 oranında azalırken, depo kapasitesi %32 oranında genişletildi ve %30 verimlilik artışı sağlandı.

“Bu yatırım ve ek istihdam 167 yıldır bu topraklarda teknoloji üreten Siemens’in Türkiye’ye duyduğu güvenin önemli bir göstergesi”

Projenin tamamlanmasının ardından düzenlenen açılış töreni, Siemens AG Akıllı Altyapılar Grubu Elektrifikasyon ve Otomasyon CEO’su Stephan May, Siemens Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Hüseyin Gelis, Siemens Türkiye Yönetim Kurulu Üyesi ve CFO’su Thomas Kolbinger’in katılımı ile gerçekleştirildi. Törende konuşan Siemens Türkiye Elektrifikasyon ve Otomasyon Fabrika Genel Müdürü Veli Turgut projeyi 2 yıllık bir çalışma sonucunda fabrikada üretimi durdurmadan hayata geçirdiklerini belirterek sözlerine şöyle devam etti: “Siemens Gebze Elektrifikasyon ve Otomasyon Fabrikamızda süreç iyileştirmeleri, layout tasarımı ile herhangi bir metrekare artışı yapmadan %60 kapasite artırımı sağlamanın mutluluğunu ve gururunu yaşıyoruz. %60 kapasite artırımı fabrikamızda ek istihdam da sağladı. Bu yatırım ve ek istihdam 167 yıldır bu topraklarda teknoloji üreten Siemens’in Türkiye’ye duyduğu güvenin önemli bir göstergesidir. Projeyi devreye aldığımız süreç boyunca çalışma arkadaşlarımızın titiz çalışmaları sonucunda hiçbir iş kazası yaşanmadı ayrıca üretimi de hiç durdurmadık. Bu da ne kadar doğru süreçlerle ilerlediğimizi ortaya koyuyor.

Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılında da fabrikamızda üreteceğimiz teknolojilerle ve yeni yatırımlarımızla ülkemizin sürdürülebilir büyümesine, istihdamına ve kalkınmasına katkıda bulunmayı sürdüreceğiz. Fabrikamızın sürdürülebilirlik hedefleri arasında 2030 yılına kadar kullandığımız enerjiyi %10 azaltma da yer alıyor. Ayrıca ihtiyaç duyduğumuz enerjinin %10’unu ise kampüsümüz içerisinde yer alan güneş panellerinden sağlıyoruz. Tüm bu çalışmalarla hedefimize emin adımlarla ilerliyoruz.”

Devamını Oku

Genel

Bonfiglioli ortaklığından doğan çözüm, malzeme taşıma operasyonlarında devrim yaratıyor

Yayın Tarihi

on

Bastian Solutions Bonfiglioli 1

Günümüzün sürekli gelişen endüstriyel ortamında malzeme taşıma süreçlerini optimize etmek, verimlilik kazanımları arayan işletmeler için çok önemli bir hale geliyor. Tesis içi malzeme taşıma verimliliğini artırma zorluğuyla karşı karşıya olan şirketler, otonom yönlendirmeli forklift geliştirmeye başlıyor. Redüktör üretiminin önde gelen markası Bonfiglioli ile akıllı malzeme taşıma sistemleri tedarikçisi Bastian Solutions, bu zorluğun üstesinden gelmek için başarılı bir ortaklığa imza atıyor.

İş gücü açığının otonomiyle çözülmesi

Malzeme taşıma operasyonlarını önemli ölçüde etkileyen forklift operatörü eksikliği, üreticiler için ortak bir engel oluşturuyor. Verimliliği artırmak için şirketlerin iş gücü eksikliklerini çözmelerine yardımcı olacak bir otonom yönlendirmeli forklift çözümü sunmak üzere yola çıkan Bastian Solutions, malzeme taşıma faaliyetlerini esnek bir şekilde destekleyebilen ve aynı zamanda karlılığı artıran otonom bir araç tasarlamayı amaçlıyor. Güçlü ve güvenilir bir sürücüsüz forklift oluşturmak için tahrik sistemi konusunda güvenilir bir tedarikçi bulması çok önemli olan Bastian Solutions, bu zorluğun üstesinden Bonfiglioli ile geliyor. Bonfiglioli, Bastian Solutions için 1. sınıf malzeme taşıma araçları için entegre yüksek performanslı elektrik motorları ve düşük bakım gerektiren frenleme sistemlerine sahip yüksek verimli, düşük gürültülü planet akslar ve tahrikler tedarik ediyor. Tipik uygulamalar, 3 ve 4 tekerlekli denge ağırlıklı forkliftler ve yer destek ekipmanlarını içeriyor.

Malzeme taşıma operasyonlarında devrim

Bonfiglioli ve Bastian Solutions arasındaki iş birliği, yenilikçi bir otonom yönlendirmeli forklift çözümünün geliştirilmesiyle sonuçlanıyor. Bonfiglioli’nin çok yönlü redüktörlerini kullanan ve sektör uzmanlığından yararlanan bu başarılı ortaklık, malzeme taşıma operasyonlarında devrim yaratıyor. İş gücü zorluklarının üstesinden gelerek operasyonel verimliliği artıran otonom forklift, işletmelere umut verici bir gelecek sunuyor. Bu gelişmeler sayesinde şirketler iş gücü bağımlılıklarını azaltıyor, üretkenliği artırıyor.

Elektrikli güç aktarma sistemlerini fabrikada tamamen test eden Bonfiglioli, düşük enerji tüketimini garanti ederek; daha uzun batarya çalışma süreleri, daha uzun bakım aralıkları ve daha düşük sahip olma maliyeti sunuyor.

Bu dönüşüm malzeme taşıma alanını yeniden şekillendiriyor. Bonfiglioli‘nin güvenilir redüktör çözümleri sunma konusundaki sarsılmaz kararlılığı, redüktör endüstrisindeki lider konumunu sağlamlaştırıyor, malzeme taşıma teknolojisinde ilerleme sağlıyor.

Devamını Oku

Genel

Aerosint SA’yı satın alan Schaeffler, katmanlı üretim teknolojilerindeki konumunu güçlendiriyor

Yayın Tarihi

on

Aerosint SA Schaeffler 1

Küresel hareket teknolojisi lideri Schaeffler, yenilikçi 3D baskı sistemlerinin önde gelen ABD’li üreticisi Desktop Metal’den Belçikalı startup Aerosint SA’yı satın alarak katmanlı üretim teknolojilerindeki bilgi birikimini güçlendiriyor. Adı “Schaeffler Aerosint SA” olarak değiştirilecek olan girişimin, Schaeffler Special Machinery için ek bir konum olarak Schaeffler Grubu’na entegre edilmesi planlanıyor. Karmaşık geometrilere sahip bileşenlerin üretilmesi söz konusu olduğunda geleneksel üretim süreçlerinden daha basit olan ve endüstri 4.0’ın önemli bir destekçisi olan katmanlı üretim; aynı zamanda daha az malzeme tüketimi, üretimde daha fazla enerji verimliliği ve daha çevre dostu malzeme seçenekleri gibi bir dizi sürdürülebilirlik avantajları da sunuyor.

Satın almayla ilgili konuşan Schaeffler AG Operasyon Direktörü Andreas Schick, “Schaeffler Aerosint SA, eşzamanlı metalik çoklu malzeme baskısı için ilk endüstriyel çözümü sunuyor. Bu uzmanlık, yüksek düzeyde sanayileşme yetkinliğimiz ve yenilikçi üretim teknolojilerindeki onlarca yıllık bilgi birikimimizle birleştiğinde, bize belirleyici bir pazar avantajı sağlayacaktır. Bu satın alma, endüstri 4.0 alanında metal bazlı katmanlı üretim süreçlerinin endüstriyel kullanımında önemli bir kilometre taşıdır” açıklamasında bulunuyor.

Aerosint SA Schaeffler 2

Yeni malzeme kombinasyonları için yenilikçi toz kaplama teknolojisi Toz Bazlı Lazer Füzyon (L-PBF); aletler, prototipler veya küçük seri üretim çalışmaları gibi uygulamalar için bileşen üretmenin daha yenilikçi, verimli ve sürdürülebilir bir yolunu oluşturuyor. Aerosint’in patentli Seçici Toz Biriktirme (SPD) teknolojisi, birden fazla bitişik malzeme birikintisinden oluşan homojen katmanlar oluşturmayı mümkün kılıyor. Biriktirme seçici olduğundan, doğru malzemelerin gerekli miktarları gerekli yerlerde biriktiriliyor. Çoklu malzeme tozları ayrı tutuluyor ve ‘yeniden kaplayıcılar’ olarak bilinen araçlar tarafından biriktiriliyor. Bunlar normal ofis yazıcılarındaki taşıyıcılar gibi çalışıyor ve 300 μm’ye kadar yanal toz piksel çözünürlüklerinde 3D bileşenleri yazdırıyor. Halihazırda piyasada bulunan bu SPD teknolojisi, lazer toz yatağı füzyonu ve bağlayıcı püskürtme gibi eklemeli üretim süreçlerinin yanı sıra, dolaylı süreçlerle de kullanılabiliyor. Schaeffler Special Machinery, bu teknolojiyi 2024 yılından itibaren kullanıma sunulacak olan çok malzemeli 3D baskı sistemine dahil etmeyi planlıyor. Schaeffler Special Machinery Kıdemli Başkan Yardımcısı Bernd Wollenick, “Schaeffler Special Machinery geleceğin bu önemli teknolojisini entegre ederek, üretim mükemmelliği için bir ortak olarak, müşterilerine özellikle imalat ve tıbbi teknoloji sektörleri için daha çeşitli bir sistem portföyü sunabilecek” diyor.

Aerosint teknolojisinin lazer sistemleriyle daha yakın bir yol haritasına sahip olduğunu ve Schaeffler’in teknolojiden hemen yararlanabileceğini söyleyen Desktop Metal CEO’su Ric Fulop, “Schaeffler ile SPD teknolojisini lazer tabanlı sistemlerle ticarileştirmek için yüksek düzeyde teknoloji uzmanlığına ve net bir yol haritasına sahip uluslararası bir ortağımız var. Gelecekte bu teknolojinin Desktop Metal bağlayıcı püskürtme sistemlerinde kullanılmasına yönelik çeşitli olasılıklar üzerinde iş birliği yapmaya devam edeceğiz” diye konuşuyor. Ayrıca Schaeffler ve Desktop Metal, aletsiz üretim teknolojileri alanı da dahil olmak üzere çok malzemeli çözümlerde iş birliklerine devam ediyor.

Devamını Oku

Konular

Trendler