Connect with us

Genel

Bonfiglioli ortaklığından doğan çözüm, malzeme taşıma operasyonlarında devrim yaratıyor

Published

on

Bastian Solutions Bonfiglioli 1

Günümüzün sürekli gelişen endüstriyel ortamında malzeme taşıma süreçlerini optimize etmek, verimlilik kazanımları arayan işletmeler için çok önemli bir hale geliyor. Tesis içi malzeme taşıma verimliliğini artırma zorluğuyla karşı karşıya olan şirketler, otonom yönlendirmeli forklift geliştirmeye başlıyor. Redüktör üretiminin önde gelen markası Bonfiglioli ile akıllı malzeme taşıma sistemleri tedarikçisi Bastian Solutions, bu zorluğun üstesinden gelmek için başarılı bir ortaklığa imza atıyor.

İş gücü açığının otonomiyle çözülmesi

Malzeme taşıma operasyonlarını önemli ölçüde etkileyen forklift operatörü eksikliği, üreticiler için ortak bir engel oluşturuyor. Verimliliği artırmak için şirketlerin iş gücü eksikliklerini çözmelerine yardımcı olacak bir otonom yönlendirmeli forklift çözümü sunmak üzere yola çıkan Bastian Solutions, malzeme taşıma faaliyetlerini esnek bir şekilde destekleyebilen ve aynı zamanda karlılığı artıran otonom bir araç tasarlamayı amaçlıyor. Güçlü ve güvenilir bir sürücüsüz forklift oluşturmak için tahrik sistemi konusunda güvenilir bir tedarikçi bulması çok önemli olan Bastian Solutions, bu zorluğun üstesinden Bonfiglioli ile geliyor. Bonfiglioli, Bastian Solutions için 1. sınıf malzeme taşıma araçları için entegre yüksek performanslı elektrik motorları ve düşük bakım gerektiren frenleme sistemlerine sahip yüksek verimli, düşük gürültülü planet akslar ve tahrikler tedarik ediyor. Tipik uygulamalar, 3 ve 4 tekerlekli denge ağırlıklı forkliftler ve yer destek ekipmanlarını içeriyor.

Malzeme taşıma operasyonlarında devrim

Bonfiglioli ve Bastian Solutions arasındaki iş birliği, yenilikçi bir otonom yönlendirmeli forklift çözümünün geliştirilmesiyle sonuçlanıyor. Bonfiglioli’nin çok yönlü redüktörlerini kullanan ve sektör uzmanlığından yararlanan bu başarılı ortaklık, malzeme taşıma operasyonlarında devrim yaratıyor. İş gücü zorluklarının üstesinden gelerek operasyonel verimliliği artıran otonom forklift, işletmelere umut verici bir gelecek sunuyor. Bu gelişmeler sayesinde şirketler iş gücü bağımlılıklarını azaltıyor, üretkenliği artırıyor.

Elektrikli güç aktarma sistemlerini fabrikada tamamen test eden Bonfiglioli, düşük enerji tüketimini garanti ederek; daha uzun batarya çalışma süreleri, daha uzun bakım aralıkları ve daha düşük sahip olma maliyeti sunuyor.

Bu dönüşüm malzeme taşıma alanını yeniden şekillendiriyor. Bonfiglioli‘nin güvenilir redüktör çözümleri sunma konusundaki sarsılmaz kararlılığı, redüktör endüstrisindeki lider konumunu sağlamlaştırıyor, malzeme taşıma teknolojisinde ilerleme sağlıyor.

Türkiye endüstrisine, alana özel, spesifik yayınlar üreten MONETA Tanıtım’ın sektörel dergilerinin editörlüğünü yapmaktayım. Yeni nesil, dinamik yayıncılık anlayışıyla, dijital ve basılı mecralarda içerik geliştirmek için çalışmaktayız.

Continue Reading
Click to comment

Bir Cevap Yazın

Genel

Siemens Türkiye Gebze Elektrifikasyon ve Otomasyon Fabrikası’nın üretim kapasitesi %60 arttı

Published

on

Siemens Türkiye Gebze Elektrifikasyon ve Otomasyon Fabrikası

Gelecek için bugünü dönüştüren Siemens Türkiye önemli bir projeyi daha hayata geçirdi. Şirket, 2 yıl süren çalışmaların ardından Siemens Gebze Elektrifikasyon ve Otomasyon Fabrikası’nın üretim kapasitesini %60 oranında artırarak büyük bir başarıya imza attı.

Siemens Türkiye, 167 yıllık tecrübesiyle yenilikçi, verimli, enerji tasarruflu çözümler sunmaya ve gelecek için bugünün dönüşümüne hız kazandırmaya devam ediyor. Siemens Türkiye, 80’den fazla ülkeye ihracat yapan 150 bin metrekarelik alana sahip Siemens Gebze Elektrifikasyon ve Otomasyon Fabrikası’nda 2 yılı aşkın süredir sürdürdüğü çalışmalar sonucunda süreç iyileştirmeleri ve layout tasarım değişimi ile herhangi bir ek metrekareye ihtiyaç duymadan üretim kapasitesini %60 oranında yukarı taşıyarak büyük bir başarıya imza attı. Proje kapsamında gerçekleştirilen çalışmalar sonucunda Siemens Gebze Elektrifikasyon ve Otomasyon Fabrikası’nda lojistik faaliyetleri %70 oranında azalırken, depo kapasitesi %32 oranında genişletildi ve %30 verimlilik artışı sağlandı.

“Bu yatırım ve ek istihdam 167 yıldır bu topraklarda teknoloji üreten Siemens’in Türkiye’ye duyduğu güvenin önemli bir göstergesi”

Projenin tamamlanmasının ardından düzenlenen açılış töreni, Siemens AG Akıllı Altyapılar Grubu Elektrifikasyon ve Otomasyon CEO’su Stephan May, Siemens Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Hüseyin Gelis, Siemens Türkiye Yönetim Kurulu Üyesi ve CFO’su Thomas Kolbinger’in katılımı ile gerçekleştirildi. Törende konuşan Siemens Türkiye Elektrifikasyon ve Otomasyon Fabrika Genel Müdürü Veli Turgut projeyi 2 yıllık bir çalışma sonucunda fabrikada üretimi durdurmadan hayata geçirdiklerini belirterek sözlerine şöyle devam etti: “Siemens Gebze Elektrifikasyon ve Otomasyon Fabrikamızda süreç iyileştirmeleri, layout tasarımı ile herhangi bir metrekare artışı yapmadan %60 kapasite artırımı sağlamanın mutluluğunu ve gururunu yaşıyoruz. %60 kapasite artırımı fabrikamızda ek istihdam da sağladı. Bu yatırım ve ek istihdam 167 yıldır bu topraklarda teknoloji üreten Siemens’in Türkiye’ye duyduğu güvenin önemli bir göstergesidir. Projeyi devreye aldığımız süreç boyunca çalışma arkadaşlarımızın titiz çalışmaları sonucunda hiçbir iş kazası yaşanmadı ayrıca üretimi de hiç durdurmadık. Bu da ne kadar doğru süreçlerle ilerlediğimizi ortaya koyuyor.

Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılında da fabrikamızda üreteceğimiz teknolojilerle ve yeni yatırımlarımızla ülkemizin sürdürülebilir büyümesine, istihdamına ve kalkınmasına katkıda bulunmayı sürdüreceğiz. Fabrikamızın sürdürülebilirlik hedefleri arasında 2030 yılına kadar kullandığımız enerjiyi %10 azaltma da yer alıyor. Ayrıca ihtiyaç duyduğumuz enerjinin %10’unu ise kampüsümüz içerisinde yer alan güneş panellerinden sağlıyoruz. Tüm bu çalışmalarla hedefimize emin adımlarla ilerliyoruz.”

Continue Reading

Genel

Aerosint SA’yı satın alan Schaeffler, katmanlı üretim teknolojilerindeki konumunu güçlendiriyor

Published

on

Aerosint SA Schaeffler 1

Küresel hareket teknolojisi lideri Schaeffler, yenilikçi 3D baskı sistemlerinin önde gelen ABD’li üreticisi Desktop Metal’den Belçikalı startup Aerosint SA’yı satın alarak katmanlı üretim teknolojilerindeki bilgi birikimini güçlendiriyor. Adı “Schaeffler Aerosint SA” olarak değiştirilecek olan girişimin, Schaeffler Special Machinery için ek bir konum olarak Schaeffler Grubu’na entegre edilmesi planlanıyor. Karmaşık geometrilere sahip bileşenlerin üretilmesi söz konusu olduğunda geleneksel üretim süreçlerinden daha basit olan ve endüstri 4.0’ın önemli bir destekçisi olan katmanlı üretim; aynı zamanda daha az malzeme tüketimi, üretimde daha fazla enerji verimliliği ve daha çevre dostu malzeme seçenekleri gibi bir dizi sürdürülebilirlik avantajları da sunuyor.

Satın almayla ilgili konuşan Schaeffler AG Operasyon Direktörü Andreas Schick, “Schaeffler Aerosint SA, eşzamanlı metalik çoklu malzeme baskısı için ilk endüstriyel çözümü sunuyor. Bu uzmanlık, yüksek düzeyde sanayileşme yetkinliğimiz ve yenilikçi üretim teknolojilerindeki onlarca yıllık bilgi birikimimizle birleştiğinde, bize belirleyici bir pazar avantajı sağlayacaktır. Bu satın alma, endüstri 4.0 alanında metal bazlı katmanlı üretim süreçlerinin endüstriyel kullanımında önemli bir kilometre taşıdır” açıklamasında bulunuyor.

Aerosint SA Schaeffler 2

Yeni malzeme kombinasyonları için yenilikçi toz kaplama teknolojisi Toz Bazlı Lazer Füzyon (L-PBF); aletler, prototipler veya küçük seri üretim çalışmaları gibi uygulamalar için bileşen üretmenin daha yenilikçi, verimli ve sürdürülebilir bir yolunu oluşturuyor. Aerosint’in patentli Seçici Toz Biriktirme (SPD) teknolojisi, birden fazla bitişik malzeme birikintisinden oluşan homojen katmanlar oluşturmayı mümkün kılıyor. Biriktirme seçici olduğundan, doğru malzemelerin gerekli miktarları gerekli yerlerde biriktiriliyor. Çoklu malzeme tozları ayrı tutuluyor ve ‘yeniden kaplayıcılar’ olarak bilinen araçlar tarafından biriktiriliyor. Bunlar normal ofis yazıcılarındaki taşıyıcılar gibi çalışıyor ve 300 μm’ye kadar yanal toz piksel çözünürlüklerinde 3D bileşenleri yazdırıyor. Halihazırda piyasada bulunan bu SPD teknolojisi, lazer toz yatağı füzyonu ve bağlayıcı püskürtme gibi eklemeli üretim süreçlerinin yanı sıra, dolaylı süreçlerle de kullanılabiliyor. Schaeffler Special Machinery, bu teknolojiyi 2024 yılından itibaren kullanıma sunulacak olan çok malzemeli 3D baskı sistemine dahil etmeyi planlıyor. Schaeffler Special Machinery Kıdemli Başkan Yardımcısı Bernd Wollenick, “Schaeffler Special Machinery geleceğin bu önemli teknolojisini entegre ederek, üretim mükemmelliği için bir ortak olarak, müşterilerine özellikle imalat ve tıbbi teknoloji sektörleri için daha çeşitli bir sistem portföyü sunabilecek” diyor.

Aerosint teknolojisinin lazer sistemleriyle daha yakın bir yol haritasına sahip olduğunu ve Schaeffler’in teknolojiden hemen yararlanabileceğini söyleyen Desktop Metal CEO’su Ric Fulop, “Schaeffler ile SPD teknolojisini lazer tabanlı sistemlerle ticarileştirmek için yüksek düzeyde teknoloji uzmanlığına ve net bir yol haritasına sahip uluslararası bir ortağımız var. Gelecekte bu teknolojinin Desktop Metal bağlayıcı püskürtme sistemlerinde kullanılmasına yönelik çeşitli olasılıklar üzerinde iş birliği yapmaya devam edeceğiz” diye konuşuyor. Ayrıca Schaeffler ve Desktop Metal, aletsiz üretim teknolojileri alanı da dahil olmak üzere çok malzemeli çözümlerde iş birliklerine devam ediyor.

Continue Reading

Genel

Schaeffler, e-mobiliteyi bugünün gerçeği haline getiriyor

Published

on

VDL Groep iş birliğiyle sunduğu sürücüsüz otonom elektrikli servisi IAA Fuarı’nda tanıtan Schaeffler, elektromobiliteyi günümüzün bir gerçeği haline getiriyor. Elektrifikasyon ve otomasyon, Schaeffler’e heyecan verici büyüme fırsatları sunuyor. Firma, 2026 yılına kadar dünya çapında yeni ve genişletilmiş elektrik motoru üretim kapasitesine 500 milyon euro yatırım yapmayı planlıyor.

E-kargo bisikletlerinden elektrikli uçaklara kadar her şey için çözümler geliştiren Schaeffler, elektrik motorlarından termal yönetime kadar çeşitli teknolojiler sunarak elektromobilite pazarındaki oldukça çeşitli konumu sa- yesinde ticari olarak iyi bir performans sergiliyor. 2022 yılında 5 milyar euro değerinde seri üretim siparişi alan Schaeffler E-Mobilite Bölümü, 2018 yılındaki kuruluşundan bu yana aldığı siparişlerin toplam değerini 16 milyar euroya çıkarıyor. Konuyu değerlendiren Schaeffler AG CEO’su Klaus Rosenfeld, “Buradaki başarımızın anahtarı, hem komple sistemler hem de bu sistemlere dahil olan tekil bileşenler konusundaki derin anlayışımızdır. Birlikte ele alındığında, bu bizim için çok büyük bir pazar” diyor.

Yeni tahrik teknolojileri, geliştirilmiş şasi sistemleri ve sürtünmeyi azaltmaya yönelik ustaca teknik çözümlerini de içeren mobilitenin geleceğine yönelik en son yeniliklerini geçtiğimiz günlerde Münih’te düzenlenen IAA Mobility Fuarı’nda sergileyen Schaeffler, VDL Groep ile toplu taşıma için tasarladıkları sürücüsüz bir elektrikli mekiğin dünyadaki ilk örnek modelini bu fuarda sunuyor. İki şirket, Schaeffler’in tahrik ve şasi teknolojisindeki güçlü yönlerine katkıda bulunarak aracı ortaklaşa geliştirmeyi ve üretmeyi planlıyor.

Dünya çapında e-mobilite üretim kapasitesine büyük yatırım

Binek araç elektrifikasyonunda, özellikle de tüm elektrikli aksların ve hibrit modüllerin ayrılmaz bileşenleri olan elektrik motorlarında önemli bir güce sahip olan Schaeffler, hem premium segment hem de kitlesel pazar için geniş bir motor yelpazesi üretiyor.

Firmanın sunduğu ürünler arasında asenkron motorlar ve sabit mıknatıslı senkron motorların yanı sıra, spor otomobiller için eksenel akılı motorlar da yer alıyor. Schaeffler ayrıca, dışarıdan uyarımlı senkron makineler olarak tanınan mıknatıssız elektrik motorları da geliştirip, üretiyor. Schaeffler Otomotiv Teknolojileri CEO’su Matthias Zink, “Yalnızca bu yıl müşterilerimiz için toplam 7 e-motor projesini hayata geçiriyoruz. Bu, ürünlerimizin hedefe ulaştığını gösteriyor” diye konuşuyor.

Tek bir motor türünün tüm güç sınıflarını ve uygulamalarını destekleyemeyeceğini, bu nedenle Schaeffler’in elektrikli motor geliştirme konusunda çeşitli ve modüler bir yaklaşıma sahip olduğunu söyleyen Zink, “Bu çeşitliliği mümkün olduğunca uygun maliyetli bir şekilde üretmek için elektrik motorlarını ve üretim süreçlerini eş zamanlı olarak geliştiriyoruz. Bunu yaparken sanayileşmedeki temel gücümüzü ortaya koyuyoruz” diyor.

Bühl’deki merkezinde, fabrikalarında kullanıma sunulmaya hazırlık amacıyla en ileri üretim süreçlerini test ettiği dünya çapında benzersiz bir pilot tesise sahip olan Schaeffler’in bu proses inovasyonu hattı, şirketin 2026 yılına kadar dünya çapında yeni ve genişletilmiş üretim kapasitesine 500 milyon euronun üzerinde yatırım yapmasını sağlıyor. Bu, Schaeffler’in iklim dostu tahrik teknolojilerini hızlı ve en önemlisi uygun maliyetli bir şekilde sanayileştirme yeteneğinin sırrını oluşturuyor.

Schaeffler seri üretim girişimlerini hızlandırıyor

Elektromobilite ve otomatik sürüş, Schaeffler’in yenilikçi teknolojileri için giderek artan sayıda seri üretim girişiminde bulunduğu alanları oluşturuyor. Örneğin, şirketin arka tekerlekten yönlendirme direksiyon sistemi, büyük bir otomobil üreticisinin yeni elektrikli SUV tipinde üretime giriyor. Ürün için bir ilk olan bu seri üretim girişimini önümüzdeki birkaç yıl içinde 6 tane daha takip ediyor.

Schaeffler ayrıca elektrikli otomobiller için yüksek düzeyde entegre termal yönetim modülünü de bu yıl pazara sunuyor. Bu yenilik ile özellikle elektrikli araçlar, Schaeffler’in ısıtma ve soğutmanın hassas yönetimi konusundaki uzmanlığından faydalanıyor. Şirketin termal yönetim çözümleri batarya performansını ve ömrünü iyileştiriyor ve tüm bileşenlerin optimum sıcaklık aralığında çalışmasını sağlıyor. Bu entegre termal yönetim çözümü için 2024 yılında daha fazla seri üretim planlanıyor.

2023 yılında Schaeffler’in elektrikli kargo bisikletleri için sunduğu yenilikçi Free Drive pedal jeneratörü de filo ölçeğinde üretime geçiyor. Yeni bir zincirsiz tahrik sisteminin temel bileşeni olan Free Drive, bakım ve aşınmayı azaltıyor, tamamen yeni bisiklet tasarımlarının yolunu açıyor.

Schaeffler ayrıca, belediye iş aracı üreten 3 firma için elektrikli tekerlek göbeklerini 2023 yılında seri üretime geçiriyor. 2022 yılında değişken valf kontrolü için elektromekanik olarak değiştirilebilir bir parmak takip sistemi olan eRocker sistemini piyasaya süren Schaeffler, elektrikli kam fazerleri ve bu sistemle birlikte hibrit araçlardaki CO2 emisyonlarını yaklaşık yüzde 10 oranında azaltıyor. Şirket, silisyum karbür bazlı 800-V güç elektroniğini 2025 yılında seri üretime geçirmeyi planlıyor.

 

Continue Reading

Konular

Trendler

KONVEYÖR DERGİSİ sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya devam et